Yağmurun sesleri ve kokuları
Yağmurun da sesleri var. Bir karşılaşmayla değişen.
Pencere demirine vurduğundaki sesi, cama vurduğundaki sesten ne kadar farklı. Asfalta vuran sesi ve camgöbeği yeşil bir göle inen yağmurun sesi.
Bir köpeğin tüylerini ıslatan sesiyle, burnunun ucuna değdiği andaki sesi aynı değil.
Yağmurun kokusu da her seferinde başka. Çünkü hiçbir zaman aynı dünyaya yağmaz. Devinip duran hayatın kaldırdığı tozun kokusuyla gelir.
Yazın ağaçlardan dökülen kabuklar farklı kokar.
İnsanların yaşlandıkça ölen dokuları farklı kokar.
Birinin balkona astığı mavi çarşafların iplik tozları
Kışın bacalardan dağılan duman ve eski kitapların sırtlarında ufalanmış kağıtların tozları farklı kokar.
Bazı yağmurlar uzaklardan gelir ve denizi olmayan bir şehre deniz kokusunu damla damla akıtır. Karadenizden atılmış bir kablonun ucundaki hoparlör gibi bize bir şarkı dinletir. Balık pulları ve yosun kokar, ıslanmış ahşap tekneler ve paslı iskele demiri kokar.
Bir pencere demirinin ucundaki ışıltılı damlalar bir anlık birer fotoğraftır, elle tutulamazlar ve sonra kimsenin duymadığı bir sesle düşerler.
28 Eylül 2026, Ankara
fotoğraf kaynak

Yorumlar
Yorum Gönder