Yayınlar

Nar Günlüklerinde Ne Oluyor?

Resim
Günlük sıkılmaz, yargılamaz, dayanması zor olanı senin adına taşır Biz burada veya başka bir yerde yazmak istedikçe sırtımızı bir ağaca dayayıp zaten yazacağız. Yazmak öyle ucuz öyle kolay bir eşlikçi ki, bunun için herhangi bir etkinliğe katılmanıza gerek de yok.  Bu kadınların bir mutfak masasında buluşması. Birlikte ve yalnız yazması. Kurabiyemizi pişiriyor, bir mum yakıyor veya sevdiğimiz bir şarkıyı çalıyoruz Ya da canımız nerede, nasıl çekiyorsa oradayız. Yalnızca bir kalem ve bir defter yetiyor. İçimizdeki asıl tohumu kendi gözümüzün ve gönlümüzün önüne çıkarmak için yazıyoruz Tozu silmek, örümcek ağını kaldırmak için  Dünyayı varlığımızla tam olarak doldurmak için  Pinyataya vurur gibi yazıyoruz Acele etmiyoruz, uslu değiliz, kimseyi memnun etmeye çalışmıyoruz ve izin almadan yazıyoruz. Yazdıkça, konuştukça, yoğurdukça ve tohumu buldukça gayet iyi ve yolumuzda olduğumuzu görüyoruz. Nar günlüklerinde, üzerine çalışılmış, düşünülmüş 7 haftalık bir plan var. Ok

Birlikte yazıyoruz

 Ben kendim için kendime gizli gizli yazmayı hep çok sevdim. Şimdi, kendine yazan başkalarıyla buluşmayı istiyorum. Daha önce bir email atölye şeklinde yaptığımız bu çalışmayı şimdi online ve canlı hale getirerek yeniden buluşuyoruz. Kendiniz için yazdığınız hiçbir şeyi paylaşmak zorunda olmadığınızı bilerek buyrun gelin.

Yalnızlık, Sah D'Simone, Puding

Resim
Bugün Dilşad sordu, yalnızlığı sevmek nasıl bir şey? Yalnızlıkta kendimin çocuğu gibi olmayı hissediyorum mesela. Müziği kendim seçtiğimi. Kendime kulak vermeyi seviyorum. Belki içimde yalnızca ben yokum. Kendimde her şeyi seyretmek belki beni böyle yapan. Kendimle bağlantıda olmak, beni kendine sadık kalmak, kendisiyle arasını bozmamak adına biraz fazla dürüst veya tahammülsüz yapabiliyor. Yapmacık şeyler yapmadan yaşamaya çalışıyorum. Bazen kaba bir şekilde düşüncemi söylediğim oluyor, bunu inceltmeyi öğrenmeye çalışıyorum hala.   Gün içinde insanlara sunabileceğim her şeyi, gün doğmadan yola çıkan çiftçiler gibi ayaklarımda çizmelerim, suyun içine eğilerek, kendime bakarak buluyorum. Ben kendi kendimin aynası olarak büyüdüm. Bu kimi zaman çok güvenilir bir ayna değil ama eğer bütün bir günü insan içinde geçirdiysem pilim bitmiş olur çünkü yamuk da olsa tek bir ayna, yüz tane farklı ben yansıtan yüz tane aynadan daha net gelir. Eksikse de delirtici değil, eksikse de yıkıcı değil. Ge

Mozaik pasta, Hibrid ve Oryantal Dans

Resim
 Rose geçen hafta veya bu haftasonu solo şarkı çıkarmış, çocuklar hemen ezberlemişler. On the Ground’u açtım, birlikte söylediler. Blackpink’ten nefret eden bir grup vardı. Neden Blackpink dinliyoruz diye isyan ettiler. Bilmiyorum. Birinin sevmediği bir şey mutlaka bulunuyor. İngilizce Matematik derslerine girdiğim için Pi gününün beni de ilgilendirdiğini düşünerek bana Pi günüyle ilgili bir sayfa yazı ve Pi gününüz kutlu olsun yazan bir kart verdiler. Cem Balçıkanlı’nın, Bertrand Rusell’dan alıntıladığı sözü okudum. "Mesleği çocuk eğitimi olan biri bu işi günde en çok iki saat yapmalı ve geri kalan saatlerini çocuklardan uzakta geçirmelidir." Cem hoca da diyor ki yorgunluk sinir bozar. Sinirleri bozulan öğretmen kendini hangi kurama göre yetiştirmiş olursa olsun bu bozukluk bir yerden patlak verecektir. Aşırı çalışan ve yorgun öğretmenlerin çocuklara yakınlık göstermesi olanaksız. Dilşad’la Cumartesi sabahı yoga yaptık. O kadar iyi geldi ki. Ben bir yoga insanı değilim

19 Şubat

Resim
 Bahçede karlar var. Çocuklar bugün kar beklediler, bir ara bazı yerlere yağdı ama çabuk durdu. Sabah ders arasında bahçeye çıkıp çatıdan sarkan buzun ardında ışıyan güneşin fotoğrafını çektim. Hava çok soğuktu.  Yael naim’in Coward şarkısını Hakan’ın twitterında görüp birkaç kere dinledim. Flashmob versiyonu tüylerimi diken diken etti.  Kendime 200 yapraklı büyük mor bir defter aldım. Bunu sadece kafamı boşaltmak için kullanıyorum. Sayfaların kenarına bir kutu çizip ana fikirleri oraya yazıyorum.   Şimdi mutfak masasındayım. Mutfakta bulaşık makinesi sesi, kombi sesi, çaydanlık sesi. Buradan salonun penceresi görünüyor ve oradan da yanıp sönen büfe ışıkları. Bir de çay içiyorum tabii ki. Masamda post-itlerde ödevler yazıyor. Saat dokuz olmadan onları yazacağım. Cemre ödevini yaptı, K12ye yaz. 502nin kelime ödevini ver. Berrak, kamerası niye kapalı? Speaking quizini pzt değil cts yap. Evet bu dönem Cumartesi çalışacağız. İnşallah bana bir speaking veya creative writing sınıfı gelir

Olanları Unutma Kılavuzu

Resim
Guy Winch, dön dolaş aynı şeyleri kafasına takan insanlara, kendilerini bir filmdelermiş gibi uzaktan izlemelerini öneriyor. Diyelim ki, penceremizden içeriyi gözetliyoruz, yürürken kendimize helikopterden bakıyoruz, çöplerimizi karıştırıyor, telefonlarımızı dinliyor mesajlarımızı okuyoruz.  Mesela olmaması gereken şeyler olmuş. Normalde yapmayacağımız şeyler yapmışız. Birilerini suçluyoruz veya kendimizi. Ama gelip gidip, bu hallere düşecek insan olmadığımıza dönüyoruz. Nasıl da küçük düştük, nasıl da gururumuzla oynadılara dönüyoruz. Ama bu filmi açınca, kendimize acımak yerine merhamet etmeyi de deneyebiliriz diyor. Bazı şeyleri kendisine itiraf edemiyor diyebiliriz; o da nihayetinde bir insan, bile bile yanıldı diyebiliriz veya kötü insanlarla karşılaşmış, hayat zaten herkese zor, bazı şeyler elinde değilmiş. Bunlar herkesin başına gelebilir bak şurada bir teselli varmış, şurada başka bir kapı varmış onu görse ya, diyebiliriz. İnsan, kritik bazı sahneleri uzaktan izlerk

Çocuklara Ne Öğretmeli?

Resim
  Bugün bahçede otururken yan komşunun kızı İpek (4) geldi. Biraz sohbet ettikten sonra eve girip dolaşmak istedi. Evde Ayşe’nin pilli oyuncak mikserini bulup kek yapmaya karar verdi. Bir kaba biraz un ve su koydum. Sonra masada bir kasenin içinde ayıklanmış narları gördü,  nar da koyucam ama önce ezmem gerek, dedi. Ona bir havan verdim. Bunları alıp bahçeye döndük. Kek hamurunu karıştırdı, narları havanda ezip suyunu hamura kattı. Sonra aromayı artırmak istedi ve mandalinaları ezip ekledi, en sonunda bahçeden biraz çimen koparıp onu da koydu. Çocuklar her şeyden her şey yapabilir. Ben de küçükken böyleydim, her şeyi karıştırıp iksirler, kokular yapmaya çalışırdım. Büyüyünce de çok değişmedim gerçi. Bizim çocuklar Junior MUN’de başka ülkelerin sorunlarına İngilizce çözümler üretiyorlar. Bazıları, bana neden Bangladeş geldiii diye ağlıyormuş ama bunlar istisna. Düşünüyorum çocuklara neler öğretmeliyiz. Bence özellikle sessiz ve “tuhaf” çocuklara, saçmalamakla beraber saçmalamanın arka