Hatmi Çiçeği


Pencereden baktığımda karşıdaki ormanlı tepeden önce hatmi çiçeklerini görürüm. Yol kenarında iki üç metre boylarında beş tane hatmi çiçeği var. Beyaz ve pembe açarlar. Bunlar da benim gibi hep tepeye, ormana bakarak dururlar. Bakarlar diyorum çünkü çiçekleri hep o yöne, güneşin ardında doğduğu tepeye bakarak durur. Ve bazı çiçekler gibi geceleri çiçeklerini kapamazlar. Dünyanın en sıradan çiçeğine dikkat etmeye burada, bu yaz başladım.

Hatmi çiçeğinin dolmasını yapabilirsiniz, çayını içseniz öksürüğünüze iyi gelir, hadi olmaz ya, diyelim ki bu taraflara bir haçlı seferi düzenlediniz ve bozguna uğrayıp dönerken, dizleri yarılmış atlarınızın, askerlerinizin yaralarına hatmi çiçeği sürerseniz, iyileşir. Arı olsanız, hatmi çiçeği size nektarını verir, isteseniz içine kıvrılıp uyursunuz. Hatmi çiçeğinin dallarını alıp işleseniz güzel kumaşlar bile yapabilirsiniz. Hatta ileri gidelim, kökünü sökseniz marşmelov yaparsınız. Fakat bunları bilmezsiniz. Ben de bilmezdim. 


O kadar bilmezdim ki, adını hatim (hatmetmek) kelimesinden aldığını sanırdım. Fakat Arapça’da dizgin, yular, zaptetmek, mühürlemek, üstünü kaplamak gibi anlamlara geliyormuş. Latince adı (Althaea Officinalis )  Üç Bin Yıllık Yalnızlık filmindeki Alithea’yı hatırlattı. Alithea’nın üç dileği vardı. "Beni sev, benimle konuş ve gitmek istediğin zaman git.” Fakat bunlar da tamamen farklı köklerden gelen kelimelermiş. Althaea, iyileştirmek demekken, Alithea hakikat demekmiş.


Hatmi çiçekleri, insan müdahelesine pek gerek duymadan büyüyor. Bir başka deyişle hüdayinabit. Şurada yaşayayım, toprağım şu kadar havalansın, rüzgar buradan eserse yaşarım, eksi iki derecede ölürüm gibi dertleri yok. Deniz kenarında, nemli tuzlu toprakta da yaşıyor, Ankara ayazında da, Çinde de, Avustralya’da da. Kuzey Irak’ta, elli bin yıl önceye ait kalıntılarda bulunan yedi çiçekten biriymiş. Ve bir İngiliz kadın, yediyüz yıl önce onu o kadar sevmiş ki Kudüs’ten alıp İngiltere’ye taşımış.


Belki de ayaza, neme, kuraklığa, aslında hemen her şeye dayanıklılığı yüzünden, ona birer mucizeymiş gibi bakmayız da, çiçek bile sayılmazmış gibi bakarız geçerken. Hadi sizi katmayayım da, ben öyle bakardım. Bazen hoşuma giderlerdi fakat içimden bir ses şöyle derdi, "bunlar tam çiçek değil."


İşte böyle bir çiçeği, kutsal topraklara ayak basan biri alıp İngiltere’ye götürdü diye değil 

veya biri, bunun adı “İspanyol Gülü”dür dedi diye değil, 

evlere bereket ve şans getirdiğini söyleyerek bin dolara satmaya başladığı, 

yanına da güzel tasarımlı bakım kılavuzu iliştirdi diye değil


O kadar kısmetliymişim ki, ben onu, bir gereklilikten dolayı keşfettim.

Aslında ihtiyacım olan şeyin, bir çiçeği solduğunda başka çiçek açan hatmi çiçeğini görmek olduğunu henüz anlamamışken, pencereden bakarken.


İşte penceremin önündeki hatmi çiçeğini görmek, bu yaza denk geldi.





Yorumlar

  1. Hatmi çiçeğiyle böylesine yakından müşerref olmak ne güzel 🌺 Bugünü anımsayarak kendime ve sevdiklerime sonbaharda hatmi demleyeceğim..Bir de bahsettiğin filmi izlemeye niyet ediyorum. Teşekkürler can 🌿❤️

    YanıtlaSil
  2. Maşallah, o çay ne güzel olur. Afiyet olsun

    YanıtlaSil
  3. Nefes darlığı ve öksürük için çayını yaptıklarını biliyorum ki bunun haricinde güzelliği bile şifa gibi gelir insana,gözlere şölen.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Seni Neden Sevdiğimiz

Tanrım Kötü Kullarını Sen Affetsen Ben de Affederim

İnci ve Su