SANATÇININ YOLU KİTABI 6 HAFTALIK BAŞLANGIÇ ATÖLYESİ

Sizi, eğitimcilik ve danışmanlık birikimine, mizah yeteneği ve hayalgücüne çok güvendiğim arkadaşım Ayşenur Yılmaz'ın atölyesine davet ediyorum. Ben de orada olacağım. 


"Julia Cameron; yaratıcı hayaller ve özlemler ilahi bir kaynaktan gelir diyor ve ekliyor: “Sizin vasıtanızla kendisi ifade etmek isteyen bir yaratıcı enerji vardır, bunu aklınızda tutun. Çalışmanızı veya kendinizi yargılamayın.Bunları sonra çözümlersiniz. Tanrı’nın sizinle çalışmasına izin verin.”

Sanatçının yolu kitabının elimdeki baskısının kapağında 11 milyon baskı yazıyor. Bu kitap yazıldığından beri insanlar bu kitabı okumuşlar, ilham almışlar ve uygulamışlar. Hala da okumaya ve üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Julia’nın ilham veren sınıflarından birine katılma fırsatımız olmadı ama işte buradayız ve kendimiz ve birbirimiz için bu yolu beraber yürümeye başlıyoruz. Hedefimiz doğada ve evrende zaten var olan tasarım ve sanatla bağ kurmak ve sonra da kendi yürüyeceğimiz yolla buluşmak. 

Kitap aslında 12 haftalık bir atölyeyi içeriyor. Biz ilk yapacağımız buluşmada bu yolun bizim ilham alabileceğimiz bir yol olup olmadığını; temel araçlarını,yöntemlerini ve belli başlı alıştırmalarını konuşacağız. İlk buluşmadan sonra yola devam etmek isteyenlerle kitabın ilk 6 haftasını yine 6 haftalık bir süreçte çalışacağız. Buluşmalar online ve zoom üzerinden gerçekleşecek. İlk buluşma 31 Ekim 2021 Pazar akşamı saat 20.00 da ve sonraki buluşmalar da takip eden haftadan itibaren yine Pazar akşamları aynı saatte olacak.

Julianın deyimiyle bu süreç başkalarının yaşamlarına,umutlarına,hayallerine ve planlarına oransız bir şekilde aktararak çar çur ettiğimiz yaratıcı enerjimizin kendi içimize geri çekilme süreci. İşte bu çekilme süreci de kendi içinde bir öz oluşturdukça kendi sınırlarımızı,hayallerimizi ve özgün hedeflerimizi belirtmede ve sanatımızı ortaya koymada güç ve esneklik kazanırız.

6 haftalık atölyenin ücreti 200 tl. Ücretleri ilk buluşmadan sonra atölyeye devam etmeye karar verdiğinizde gönderebilirsiniz. İlk buluşmaya ve atölyeye kayıt için aysenur.a@hotmail.com adresine katılmak istiyorum bilgisi ve telefon numaranızı da içeren bir mail atmanız yeterli. 

Son sözler yine Julia’dan: “Bazıları üne kavuşacak,ama çalışan herkes şereflenecek.”

Depresyon

Duvarlarda Ayşenin resimleri, sarı ışık iki tane, hayır dört. Ekim akşamlarına bir koro, bir orman okulu, bir sanatçının yolu, sığacak. Ben, şarkı söylemeye başladım yeniden. Ahmet ön bahçeye bir şeyler ekiyor ve kompost yapıyor. Etta James’ten At last’i söylemeyi öğreniyorum.

Herkes depresyondan çıksın istiyorum. Depresyondan çıksınlar. O kadar acı veriyor ki bu bana. Bu, yuvasındayken yuvasında olduğunu bilmeme hali. Sığmama, kendini dışlama, suçlama, içine gömülme hali. Bütün gerçekliğin eğilip bükülmesi. Duygusal bir güdüklük, yetişkin olmak ama kendine ve kimseye yetmemek. Depresyonu tam ifade eden kelime bence ıstırap. Görünür bir sebebi olmayan ve dışarıdan bazen anlaşılamayabilen bir ıstırap. Hayata karışamama, uymama, çok basit şeyleri yapamama ıstırabı. Birliktelik iyi gelecekken insandan kaçmak, dışarı çıkmak iyi gelecekken evde kalmak. Neyin iyi geleceğini bildiği halde yapamadığı için suçlanmak. Çık yürü işte, diyenlere, çıkıp nasıl yüründüğünü unuttum ben, ya da o kadar çirkinim ki insan içine çıkmaya hakkım yok diyerek evde kalmak.

Boş yere çekilen bir acı bu. Maya Angelou diyordu ki, dünyada acı çekmenin bir amaca hizmet ettiğine inanmam mümkün değil. Birine açılmak korkusunu yenemediği için uzatılan bir acı. Kimse suçlu değil ama tek bir adım atacaksa bunu, yardım edecek birilerine doğru atmak gerekiyor. Yoksa bir günün diğeriyle aynı olmaması için hiçbir sebep yok. Hiçbir şey değişmiyor. Hayat koşulları değişse bile insanın içi sevinemiyor. Ruhu orada kalıyor. Gün geçtikçe, üstüne örtüler atıldıkça küflenen bir yara var orada. Üstü örtüldü diye iyileşmeyecek. Büyük ihtimalle daha kötüye gidecek. Gerekirse defalarca terapist değiştirerek ve evet aynı hikayeleri baştan, farklı mizaçta farklı ekolde ve eğitimde uzmanlara anlatarak da olsa, en doğrusunu bulana kadar, insan ömrü buna değer. Hayat onu gerçekten yaşayabildiğimizde o kadar lezzetli ki iyileşmek için atılan her adıma değer. En çok düşmüş, en kaybetmiş, en “günahkar”, kendinden umudunu kesmiş insan bile bu çabalara değer. İnsanın kendi kalbine, ruhuna, aklına yapacağı yatırım en değerlisi.

Sonra bitmiş kitaplar, dostluklar, çökmüş yürüyüş yolları kapanıyor ve yenileri açılıyor, yeni haline en uygun olanları geliyor. Çok başka bir lezzetle.

Evin

Evin neresi? İşte burası, şu olduğun yer. Yağmur yağıyor. Evin yağmur. Okuduğun, söylediğin sözler evin. Yedek anahtarı yok, çatısını yağmur...