14.06.2018

Erik





Masalda prenses, zehirli bir elma, bir bilge veya geyik de olabilirdin. Ah ne çok seçenek var gibi duruyor, oysa zamanla bak pek öyle değil. Çocukluğundan beri yaptığın şeylere hiç bakmadın. Aman, onları herkes yapar. Sen masalda erik olacakmışsın.

 Emin misin? Mutlu musun? (çünkü bir kadın her zaman mutlu olmalıdır) Heyecanlı mısın? Yeteneklerini böyle mi kullanacaksın? Bizim istediğimizi vermeyecek misin? Ne kadar cimriymişsin. Kimsin sen? Sen söyleyemiyorsan, biz söyleriz. Ama anlatsana biraz daha, iyice anlat. 

Canın güneşe çıkmak istiyordu. Çıkmadın. Bütün önemli şeyleri avcunda sıktın,  pamuk şeker gibi bir cimcik kaldı. Fazla pembe, fazla şekerli, kaskatı. Onları bizim için çubuklara dolaya dolaya kabartmıştın, kendin yemeyecektin, yapmak istediğin böyle bir şey de değildi. Yine de rengini değiştiriverdin. Demek pembe sevmiyorsunuz, o zaman maviye boyayayım. Elindeki bu gönülsüz şeyler öfkeli ve yapışkan dert oldu sana.

Bir sürü dünyaların vardı dünyalar kavuşmak istiyordu, fırça ve mürekkep, zımpara ve balmumuyla yapabilirdin. Zamanla beliren bir şeydin, oluşan bir varlıktın.

Kendine ait odandaki gibi sevip sevişmek yazmak ve boyamak için kendinin layığı nedir? Tepside kalan son kenarı reddediyorsan işin var, ağacına bağlanmış renkli çaputların dileklerinden sorumlu hissetmiyorsan şimdi her ihtiyaca karşılık veremezsin, her meydan okumada ayağa kalkamaz, sinemez de, haklı kavgada susamaz da ve her çekiştirilen yere sürüklenemezsin -başka bir şeyin tadı olamazsın zaten erikten çok kuşburnuyken.

9.06.2018

fermente



22 yaşındayım, teyzelerime çocuklarını nasıl eğitmeleri gerektiğini anlatıyorum.

25 yaşındayım. veli toplantılarında sevgiyi sevgiyi sevgiyi anlatıyorum leo busgaclia'yım. umut doluyum, her şeyi sevgiyle hallediyorum.

27 yaşındayım. büyük ankara festivalindeyiz. şişme köpekbalığı şeklinde bir kaydırağın önünde yavrularının kayıp balığın dişlerinin arasından çıkmasını bekleyen ana babalara dudak büküyorum, çok biliyorum allahım her şeyi biliyorum. 

28 yaşındayım, hamileyim, mothercare’in orta yerinde bale figürleri yapan kız çocuğuna, sonra çocuklarına parasını ödemediği kitapları baştan sona yüksek sesle okuyan analara göz yuvarlıyorum. sonra işte 30 yaşındayım, 33 yaşındayım. 

çok daha keskin cevaplarla, cetvelimle çiziyorum gerçeği.

34 yaşındayım. ev dolup taşıyor, acaba müzikte mi acaba yazıda mı acaba kendini insanların ideallerine adamakta mı, sanatta mı?

35. young pope ile aynı havuzun dibinde sessizce dua ediyorum.

36. kapıları aralık bırakmak, köprüleri yakmamak hâlâ rahatsızlık veriyor, dürüstçe gelmiyor belki bu da geçer zamanla. belki çarptığım kapının, yaktığım köprünün ardındakini fazla önemsemektendir ve belki o da geçer zamanla.

orada olduğunuzu bilmek diyor, insana güven veriyordu. burada olduğumu bilmek galiba yalnız bana güven vermiyordu.

zaman zaman -her yaşta kulaç kulaç nasıl yeşilliğe düştüm sonra nasıl güzel bir maviye. kimse için değil hayat için ( şimdilerde nasıl diyorlar “Bir” için “Bütün” için) yüzerek. ama dün de olmamıştım, şimdi de olmuyorum, yarın belki bozuk çıkacağım. 

bir zaman, her şeye cevabım vardı, sonra yoktu. her şeyin cevabını bilen birini aramak güzel, bulmak korkunçtu. soru sormak tek başına yeterli olabilir miydi? şimdi ne çinçin ne harlem tüm dünya mahallem, öyle kırılmış, böyle birleşmiş, öyle yol gitmiş, öyle yaşamış olunca kendisiyle bu uzun yol arkadaşlığından insana bir kâr kalıyor, burada olduğumu bilmek –kimse olmadığında dahi, ben kimse olmadığımda dahi artık bana da güven veriyor.