5.05.2015

Bir gün bir penguen bulursanız





Küçük bir çocuk ve bir penguenin hikayesini okumuştum. Bir gün çocuğun evinin kapısına bir penguen gelir. Çocuk penguenin kaybolduğunu düşünerek sahibini arar ve sahibini bulamayınca penguenin evini bulmaya karar verir. Araştırır ve öğrenir ki penguenler Güney Kutbu’nda yaşıyorlar. Pengueni bir kayığa bindirir ve kürekleri çekmeye başlar. Güneye doğru giderler. Gece gündüz giderler. Yol boyunca çocuk hikayeler anlatır ve penguen dinler… Güney Kutbu’na gelirler. Çocuk pengueni kayıktan alıp buzların üstüne çıkartır. Eve gelmişlerdir. Ama penguen üzgün üzgün bakar. Hiçbir şey söylemez. Çocuk pengueni bırakıp kürek çekmeye devam eder. Dönüş yolu eğlenceli değildir çünkü hikayeler anlatabileceği birisi yoktur. Giderken büyük bir hata yaptığını fark eder. Penguen aslında kaybolmuş filan değildir. Sadece yalnızdır ve bir dosta ihtiyacı vardır. Çocuk hemen geri döner ama pengueni bıraktığı yerde bulamaz. Sonra ileride pengueni görür. Penguen bir şemsiyenin içinde tekrar yola çıkmıştır. Sonra tekrar kavuşurlar ve birbirlerine sarılırlar. 

Kimin neye ihtiyacı olduğuna nasıl da hemen karar verir insan… Sarıp sarmalayıp evine ulaştırmak ister. Bazen sadece şöyle sormalı: sana nasıl yardım edeyim? neye ihtiyacın var? Birinin evini tek başımıza bulmak, neye ihtiyacı olduğuna tek başımıza karar vermek, her işin hikmetini tek başımıza çözmek zorunda değiliz. Bazen sadece onunla yolculuk etmek, hikayeler anlatmak veya ondan hikayeler dinlemek bile bir şeydir. Bazen sadece orada durmak, bazen onun için dua etmek bile bir şeydir.

*Oliver Jeffers-Lost and Found