17.02.2010

Sigara Nasıl Bırakılır?


Şu yazıdan sonra, sigaraya bu kadar bağımlı birinin nasıl bırakabildiğini ben de merak ederdim. İki sırrı vardı benim için: 1. Olayın manevi yönü, yani çok fazla dua ettim. 2. Allen Carr Yöntemi'yle tanıştım.
Sigara yasağından dolayı stresli bir dönemden geçiyordum. Aklımda sürekli sigaranın hayatımdaki yeri vardı. Derken bir gün Media Markt'ta Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu diye bir dvd gördük ve aldık. Hayatımda ilk kez sigarayı bırakma dvd'si gördüğüm için ümitliydim. Ya o akşam, ya birkaç gün sonra izledim. İlk izlemede çok etkilendiğim ve istesem hemen o an sigarayı bırakacağımı fark ettiğim için şok oldum ve korktum. Onca yıllık alışkanlığımı bırakmanın bu kadar kolay olacağını hiç beklemiyordum. Bir iki ay sonra dvd'de izlediklerim hala kafamda dönüp duruyordu. "Dur bakalım bir daha izleyelim şunu" diyerek açtım dvd'yi. İzlerken bir yandan da sigara içmeye devam ettim. Çünkü dvd'de öyle diyordu. Dvd bittiğinde ben sigarayı bırakmış mesut bir insandım:) İnanmadınız değil mi? İnanın. Annem de en az benim kadar tiryakiydi, o da böyle bıraktı.
Bu yöntemin herkes için tek doğru yöntem olduğunu iddia etmiyorum tabi ki ama benim için kesinlikle öyle oldu. Dvd'den aklımda kalanlar:
Sigarayla ilgili iki gerçek var: Birincisi, nikotin bağımlılık yapan bir maddedir, içinizde onunla beslenen bir yaratık var. Siz besledikçe o yine acıkacak. Siz besledikçe o büyüyecek. Sigara içmek, kendi kendini doğuran bir boşluktur. Siz o yaratığı beslemez, yani sigarayı bırakırsanız o ölür. Böylece ortada açlık ve ihtiyaç kalmaz. Hiçbir uyuşturucu maddeden bıkılmaz. Zaman geçtikçe ya doz artar ya da bağımlılığınız. Uyuşturucu madde bağımlılığı kendiliğinden geçmez. Zamana bırakmakla geçmez.
Bizim keyif aldığımızı sandığımız sigara zamanları, örneğin günün ilk sigarası, uzun bir aradan sonra içilen sigaralar, aslında uzun zamandır nikotin yoksunluğu çektiğimiz için rahatlatıcı ve keyiflidir. Peş peşe içilen sigaralardan aynı keyfi almayız değil mi? Hatta ağzımızda çok pis bir tat bırakır. Zaman zaman neden bu kötü tadı sevdiğimizi merak ederiz. Dvd'de şöyle deniyor: Eğer sigarayı tadından dolayı içiyor olsaydık ilk sigaramızı iğrenerek ve öksürerek içer miydik? Herkes hayattaki ilk sigaranın tadının ne kadar berbat olduğunu bilir. Ama biz o tada rağmen kendimizi bağımlı hale getirir ve "tadını seviyorum" deriz. Peki diyelim ki öyle, tadını sevdiğiniz kaç şeyi sürekli cebinizde taşıyıp bittiğinde ağlamaklı olursunuz? Krize girersiniz?
Sigarayı bırakmadan onu hayatınızdan çıkarmanın başka bir yolu yok. Azaltmak çözüm değil çünkü stresli veya çok keyifli bir anda, içmediğiniz paketleri telafi edercesine sigara üstüne sigara yakabiliyorsunuz.
İkinci gerçek de şu: Sigaraya dair bildiğiniz her şeyi unutun. Her şeyi baştan yazın. Yıllarca sigara içen biri olarak ben sigara için şunları düşünüyordum: Sigara içen insan entelektüel, güçlü, özgür, rahat, keyifli, neşeli, umursamaz gözükür. Sigara, boş vakitleri doldurmak için birebirdir. Birini beklerken yakılır. Sigara, üzülünce yakılır. Sigara keyifli anlarda da keyifsiz anlarda da ihtiyaçtır. Elinizi kolunuzu nereye koyacağınızı bilemediğiniz anlarda kurtarıcı gibidir. Sigara içmeyen insanlar hoş sohbet olamaz ve can sıkıcıdır. Sizin listeniz daha da uzun olabilir. Ben, elbette her gün kendime itiraf etmesem de sigaraya böyle bakıyordum. . Bunlara inanan biri nasıl vazgeçebilir ki? Düşünsenize kişiliğinizi ta ergenlikten bu yana sigara üzerine kurmuşsunuz sanki! Özgür kovboylar, sanatçılar, şairler, çok düşünenler, çok bilenler sanki hep sigara içerdi. Hatta sanırım Leman bir poster vermişti zamanında, sevdiğimiz hemen tüm şair ve yazarlar ellerinde/dudaklarında sigaralı fotoğraflarıyla duvarlarımızı süslemişti. Reklamların hayatımıza işleyişi bu olsa gerek. 
Sonunda bildiğim ve inandığım her şeyi sildim gitti. Nikotinin bir uyuşturucu olduğunu kabul ettim önce. Savaşmak kelimesini kullanmadan şöyle dedim: Şu içimdeki nikotin isteyen yaratığı bir aç bırakayım bakalım ne olacak? Nikotinin yarattığı yoksunluk hissi, açlık duygusuna çok benzermiş. O yüzden biz nikotin yoksunluğunu açlık hissiyle karıştırıp durmadan yemek yeme ihtiyacı duyarmışız. Bunu öğrenince şişmanlamayacağımdan da emindim artık. Neyin açlık neyin nikotin ihtiyacını bilmek iyi olmuştu. Bir de şu vardı: Nikotin ihtiyacı aslında size acı vermez. Sigarayı bıraktığınızda sizi krize sokan şey, ona dair inançlarınızdır. En fena tiryakiler bile gece uykularından krize girerek koşup sigara içmezler. Sigara içemeyeceğimiz yerlerde mesela uzun otobüs yolculuklarında sigara içmezsek krize girmeyiz. Demek ki sigarasız durmak insanı delirtmiyor. 
İnsan sigarayı bırakmamak için bir sürü bahane öne sürer: Hayat zaten kısa, yarın bana bir kamyon çarpmayacağını kim garanti edebilir? (ama kendimizi kamyonun önüne atmayız:), sigara içmeyince konsantre olamıyorum, sinirli oluyorum vs. Oysa ki sigara bu ihtiyacı yaratandır. Mesela tiryakilere göre, yemekten sonra sigara içmek yemek keyfini taçlandırır ve sigara içmeyenlerin yemekten bu keyfi almadıklarını sanırlar. Ama sigara içmeyenler zaten böyle bir ihtiyaç duymadan da normal bir şekilde keyif alırlar. Yani tiryakiler, sigara içenlerin normalde her şeyden aldıkları keyfi alabilmek için sigara içmelidir ki keyif düzeyleri eşitlensin...


Sigarayı Bırakmada Korku ve İrade 
Sigarayla Savaşmak ve Duman Avcıları bence sigara içmenin yasaklanmasını desteklemek dışında hiç bir fayda sağlamayan şeylerdir. Sigarayı bıraktırmak isteyen bir okul müdürü, yasaktan önce sigara odası olan bir odaya kocaman iğrenç bir poster asmıştı belki tiryakiler yola gelir diye. Biz o posterin karşısında daha çok sigara içtiğimizi fark ettik. Kolu bacağı kesilmiş insan görüntüleri daha fazla sigara içmeye sebep olur. Allen Carr'ın kitabında okuduğum bir örnek şöyleydi: "İngiltere'nin ünlü kanser tedavi merkezi Royal Marsden Hastanesi'nin önünde, diğer herhangi bir hastanenin önündekinden daha fazla izmarit vardır. Kanserli hastaları ziyarete gelen sigara içicilerinin odayı terk ettikten sonra yaptıkları ilk şey, farkında olmadan bir sigara yakmaktır."
İrade yoluyla sigarayı bırakmak da benim için hayaldi çünkü iradeyle bırakmak demek, sürekli kendinize bir şeylerden mahrum olduğunuzu hatırlatmak demekti. Oysa sigarayı bırakmak için ihtiyacım olan şey, aslında hiçbir şeyden mahrum kalmayacağımı kabul etmekti. Sigarayla bağdaştırdığım ne varsa (keyif, neşe, dostluk, özgürlük) aslında sigarasız hayatta vardı. 
Aslında kitapta da, dvd'de de çok çarpıcı örnekler var. Öyle olmasaydı zaten bırakmam mümkün olmazdı. Allen Carr'ın Türkiye'de de ofisi varmış. Orada terapi alarak da bırakanlar olduğunu duydum. Sigarayı acı çekmeden, kendinize nikotin sakızları ve bantlarıyla işkence yapmadan bırakmak istiyorsanız, Allen Carr'ı tavsiye ediyorum. Ben eğer kendime engel olmasam bu yazının tamamı kitaptan alıntılarla dolacaktı. Yasal olarak mümkün olmadığı için gerisini size bıraktım. Sigarayı ancak, o da belki, hamile olduğumu öğrendikten sonra bırakabileceğimi düşünürdüm. Oysa fark ettim ki ben sigarayı hamilelikten 6 ay önce bırakmışım. Hem de hiç özlemeden, acı çekmeden, bir iki kilo dışında kilo almadan, özgürlüğün, temizliğin, rahatlığın tadını çıkara çıkara... Dediğim gibi iki şeye borçluyum bunu: Çok dua ettim ve Allen Carr. Umarım, herkese faydası olur.


Resim: El yapımı kartların olduğu bir siteden bulmuştum, kime ait bilmiyorum.

5.02.2010

Sigarayı Nasıl Bıraktım? - Giriş




Kapalı alanlarda sigara yasağı 19 Mayıs 2008'de başlamış. Oysa bana hala çok yeni gibi geliyor. Yasak ilk başladığında sigara içiyordum. Sigaranın hayatımdaki anlamını hep sorgulardım ama canımı acıta acıta sorgulamam, sigara yasağının başlamasıyla beraber başladı. 
Sigara benim için gençliğin, heyecanın, neşenin, üzüntünün, maceranın, eğlencenin, kederin, pek çok ama pek çok şeyin simgesiydi. Arada bir rahatsızlık verdiği olurdu. Ama arkadaşımdı o benim, satmak olmazdı. Faranjitler, gece öksürük nöbetleri, koşamamak, merdiven çıkınca kendinden geçmek, herkeste olan rahatsızlıklar işte. Bende de vardı ama... Olmazdı yarı yolda bırakmak. 
Ahmet hiç sigara içmedi. Sigara içmeyen biriyle yaşamak çok zordur. Karşı taraf için de öyle. Hem de mutfakta filan çekinerek içmezdim. Her yer benimdi. 
En son sigara içtiğimde herkesin hayret ettiği ve gıcık olduğu bir tür tiryakiydim. Günde 1,5 ve 2 paket arası yer yutar cinsten.
Tüm duman avcılarını döndüre döndüre pataklamaya hevesliydim. Gerçi hala da sevmem onları. Hayatında hiç sigara içmemiş, dolayısıyla sigarayı bırakmamış birinin duman avcısı olması, bu sıfatı acısız ve haksız yoldan kendine yapıştırması bana adil gelmiyor. Elinde pankartlarla yürü yürü nereye kadar? Çoluk çocuğu tak peşine, bilmiş bilmiş konuşmalar, sigara içenlerden nefret etmeler... Hepsi gülünç çabalar... Sigarayla da savaşılmaz, içenle de... Sigara içenlere gidip "kendini düşünmüyorsan çocukları düşün", "kanser olacaksın", "başkalarını zehirlemeye ne hakkın var?" vıdı vıdı konuşanlar hala, yine söyleyeceğim, bende pataklama isteği uyandırıyor. 
Sonra o yasak başladı işte. Ben çok acı çektim. Yani sigarasız bir hayat bilmiyorsun ki. Hep elinde. Hep yanında çay. Her yemekten sonra içmişsin. Her güldüğünde, her ağladığında, her normal durumda, her anormal durumda, bir yere girmeden, bir yerden çıkmadan, yolda yürürken, otobüse binmeden, otobüsten inince, gazete-kitap okurken, okumazken, konuşurken (ellerini nereye koyar insan sigara olmadan bilmiyorsun)... Bir uyurken düşmüş sanki elimden, bir de ders anlatırken, bir de otobüse binince o kadar. Sigarasız bir hayatın olmamış ki hiç.
Yasak başlayınca hayata küstüm. Siyasetten anlamam, siyasetle ilgilenmem, tarih bilmem cahilim. Hükümetlere kızıp köpüren insanlara hiç yakın hissetmedim kendimi. Ama hayatımda ilk kez çok kızdım. 
Non stop oruç tutuyor gibi hissediyordum sigarasız. Tabi her fırsatta dışarılara kaçıp içmiyor muydum, içiyordum ama ben bu kadar aşağılanmayı hak etmiyordum. Kapkaranlık ve korkunç kazan dairesinde içtiğim bir kaç sigaradan sonra kendime öyle acıdım ki, durumumla oturup konuşmak zorunda kaldım. Aptal kafa aptal kafa aptal!!:))
Nerede yanındaki çay arkadaşın? Nerede bacak bacak üstüne atıp kahkahayla tüttürmeler, nerede sigara içtiğin arkadaşların? Resmen dağıldı herkes. Bizi bize bağlayan bağımızmış sigara. Tüm tiryakiler olarak içine düştüğümüz bu aşağılayıcı durumu hatırlatan birbirimizden de tiksindik. Mesela kazan dairesinde başka biriyle karşılaştığımızda sanki oraya iki kürek kömür atmaya gitmişiz ya da kazanların derecesini kontrol edecekmişiz gibi öyle bir bakıp geri döndük:)
İnternette diğer içiciler neler yazmış diye gecelerce aradım. Forumlara girdim. Hayatımda ilk kez örgütlenme ihtiyacı hissettim. Yaa bir yerde işin ucu bana da dokundu. Hadi bakalım bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı seni! Tüm içiciler bir olsak diye hayaller kurdum, akşamları haberleri izlemeye başladım. Röportajlarda, "İyi oldu aslında", "Sigarayı bırakıcam" diyenlere içimden sövdüm: " Hayır, bu kadar kolay pes ettiremezlerr! Gelin kardeşler, vazgeçmeyin hemen nolurr!" "Birlik olursak onları bu hatadan döndürebiliriz." 
Ama herkes terk etti beni. Kime sorsam "Artık daha az içiyorum, iyi oldu sanki" diyordu. İçim kan ağlıyordu. Yapayalnızdım. Kimsesizdim. Öylece kalakalmıştım. Elimden tutan yoktu. Ahmet çok memnundu.


devam edecek