bırakmak


Ben yıllar önce bu şarkıyı söylemeyi bırakmışım. Siz neleri bıraktınız? Bisiklet sürmeyi, uçurtma uçurmayı? Sevdiğiniz insanlara daha yakından bakabilmek için, sevdikleriniz tarafından dalga geçilmemek için, âşık olduğunuz şeyleri? İnsan olduğumuz için, en çok insanlarla birlikteyken var olduğumuzu hissettiğimiz için, onlar için bir şeyden, o gülünç sevgilerinizden vazgeçmek öyle doğal öyle gerekli geldi değil mi? Aynaya dans ederken şarkı söylerken “yakalandınız”

Geçinebilmek için, sizi asıl hayatta tutan şeyleri, şiiri?

Sevgiliniz için kitapları?

Ortak alanınız uğruna odanızı, kırmızı koltuğunuzu?

Allahınız için isyanınızı?

El yazınızı, daha çabuk olmak uğruna?

Daha makul olmak, hayat merdivenlerini daha çabuk çıkabilmek uğruna aşkı?

Hastaneden daha çabuk çıkabilmek uğruna yaşama sevincini?

Anne olmak için çocukluğunuzu? Oysa çocukluğunuz çocuğunuza daha çok lazımdı belki.

Çamaşır asarken de şarkı söyleyebilirdiniz. Kocanızla sohbet edebilmek için gitarınızı, annenize annelik edebilmek için edebiyatı, romanı? 

Her yerinizi sarmış bir bitki gibi, sözcükler, büyü, renkler, müzik. Ekmeğinizi kazanmanız gerekiyordu, o yüzden futbolu, bagetlerinizi, o yüzden kolaj yapmayı, o yüzden cadı şapkanızı, karaoke mikrofonunuzu bıraktınız. Yanınızda taşısaydınız ya topunuzu. Belki biri daha vardı alışveriş merkezi görünümlü ofisinizde, okulunuzda, devam etseydiniz. Devam etseydiniz. Kalbinizde onun mumu yansaydı. Açıktan konuşamadığınız aşklarınızı kendinizle sohbet etseydiniz, sesinizi kaydetseydiniz, tırnaklarınızı dişlerinizi bunun için uzatıp, hep hatırlayabilseydiniz, birini bulurdunuz belki bulurdunuz ve her gün onunla konuşarak canlı tutardınız o çiçeği. Benden size abla tavsiyesi. Sevdiğiniz, size yaşadığınızı hissettiren hiçbir şeye kıçınızı dönüp gitmeyin. Yoksa, acı dolu, bommmmboş bir hayatınız olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Evin

Evin neresi? İşte burası, şu olduğun yer. Yağmur yağıyor. Evin yağmur. Okuduğun, söylediğin sözler evin. Yedek anahtarı yok, çatısını yağmur...