Ben Bir Gün

 


Ben bir gün, bir sonbahar günü kıyıda bir kayığın dibinde dağ çileği satan bir kadından dağ çileği aldım

Bir gün soğukta karanlıkta ışıkları yanan tek dükkanda kahve içtim

Bir gün yağmurda yürürken sevdiğimin koluna girdim

Ben bir gün bir bebek doğurdum ve onu sevmeyi öğrendim

Ben bir gün bir söğüt ağacı altında oturdum ve bir şarkı dinledim

Bir gün benim de tam hayal ettiğim gibi arkadaşlarım oldu.

Ben bir gün bir şarkı yazdım

Bir gün bir atın üzerinde dörtnala koştum

Bir gün herkesin de bir şekilde öylece yarım yamalak hem çok hem az hem yalnız hem birlikte olduğunu anladım. Kırılıp dökülmeden sünger gibi hamur gibi dere gibi yaşayıp gidebilirdim artık

Bir gün evimde çiçek besleyebilmeye başladım. Artık ölmüyorlardı

Bir gün yazamıyordum. Onun yerine çiçek resimleri yaptım

Ben bir gün paraşütle atladım ve havada asılı kaldım. O günden beri uykumda olur, kazada olur, hastalıkla olur ama heyecanlar ararken ölmek, saçma olur dedim, ölmekten korktuğumdan değil de, o kadar da bayılmadığım bir şeyi sırf herkes yapıyor ve yapılmalı diye yaparken ölmekten korktuğumdan.

Bir gün kendi yanımda değildim belki, başkaları vardı,

Bir gün kendimin de orada olduğunu gördüm

Bir gün o kadını geriye baka baka sevdim,

Bir gün bir baktım ben kendi içime oturmuşum duruyorum


"Ben bir gün"ü, Dilşad'ın (1deligibi.blogspot.com) Nar Günlükleri'nde bize okuduğu aynı adlı bir yazıdan ilhamla yazdım. 

görsel: fidancilar.com

Yorumlar